zııızt erenköy

sevgili günlük,

naber napıyosun ya hiç görüşemiyoruz?

ahahaaaa şaşırdın dimi beklemiyodun hiç seninle muhatap olmamı. hoş beklememen normal, muhatap alınacak bi tarafın yok ama işte ne yaparsın bizimkisi de can sıkıntısı. elin günlüğü tutanına cevap veriyor, ney diyor fln sen de bi numara yok. para verip alınacak şey değilsin de neyse.

yazmam yazmam bi yazarım işte böyle yaparım adamı ben.
hadi bakıyım.

istediğin yerinde yatamadığın ev senin değildir

sevgili günlük,

yırtıcı bir aslan sanılmam yüzünden korkunç bir haftasonu geçirdim. bayadır yazamamam o yüzden. salonu, odaları ve mutfağı yaşam alanı seçmiş misafirlerin mülayim karakterimden şüpheye düşmesi neticesinde tam 3 gün 3 gece yatak odası sınırları içerisinde ikamet ettirildim. tek kelimeyle korkunçtu..

ne bir yüz görmeden, ne bir ses duymadan saatlerce yatak odasını karıştırdım. o dolap senin bu dolap benim kurcaladım, yatağın hangi kısımlarında daha iyi uyku performansı alınabildiğini araştırdım. sıkıldıkça uyudum, uyandıkça sıkıldım. kısır bir döngüydü anlayacağın. kendimi bir ara oldboy’daki koreli adam gibi hissettim. bilmediğim, anlamadığım bir nedenden ötürü bir odaya kapatılmışım da hırslanıyomuşum gibi kurgular fln yaptım. hayalimde fareler kovaladım, yakaladıklarımın kuyruklarına sol patimle basıp sağ patimle kafalarına kafalarına vurdum. hayallerim de olmasa çıldırmıştım.

bir de hayvanat bahçesindeki kafesinde kös kös oturan aslan muamelesi görmem yok muydu onu hatırlamak bile istemiyorum. “ben melisi görmek istiyoruuuum” diyerekten yanıma gelen ve meraklı bakışlarıyla belgesel izler gibi yatışımı gözlemleyen çocuklar feciydi. tüm benliğimle hakarete uğradığımı hissettim bir ara. neyse ki çabuk geçti.

neyse ki özgürlüğüme kavuştum. salonuyla, mutfağıyla tüm ev benimdi. önce gidip salonun ortasında, tam ortasında oturdum, halıyı öptüm. sonra bir bir en sevdiğim noktaları gezdim. her birinde anılarım canlandı, gözlerim doldu, kuyruğum titredi. salon kapısının önünde boylu boyunca yatıp uykuya dalmanın tadını tekrar duydum.

ne demişler
istediğin yerinde yatamadığın ev senin değildir…

bıcıbıcıbıcıbıcı

sevgili günlük,

banyo yapmaktan nefret ediyorum. dahası suyla haşır neşir olmamı gerektiren herşeyden nefret ediyorum. lavaboda biri var ve tesadüf ben ordan geçiyorsam ve üstüme su atılırsa cırmıklayarak öldürmek istiyorum şerefsizim. hemen yargılama beni günlük, ne agresif manyak bi kedisin, psikopat mısın nesin deme! bi dinle önce..

akşam olmuş, sabahtan beri uyumuşum yorgun düşmüşüm, salondaki kanepede uzanıyorum. bu akşamdan bahsediyorum ya. bikaç saat öncesinden. bi gürültü oldu hemen kulaklarımı diktim kuyruğumu salladım. tikim var gürültü olunca kuyruğumu sallarım ben. gülmee ! töbee. baktım sesten anlamıyorum kaldırdım kafamı sesin geldiği yere baktım. bi de ne göreyim, banyonun ışığı yanmış, leğen su doluyor. bir an şok oldum ne yapacağımı bilemeden kaldım öyle ama kendime gelmem uzun sürmedi. serde tecrübe var. doğruca kanepenin arkasına girdim, duvarla arasına saklandım.

biraz sonra annemin sesini duydum, “melis nerde yine nereye saklandı” fln derken kendisi koymuş gibi buldu ya. oysa kendisi koysa unutur, öyle bi özelliği var. nasip işte. bıcıbıcıbıcıbıcı diyerekten kucağına alırken bayılır gibi oldum. leğendeki sıpsıcak duya değen patilerimle kendime geldim. sonrası malum. yıkadılar işte, hunharca yıkadılar. şampuan bile sürdüler inanabiliyo musun? sonra da sudan çıkmış balığa dönmemden faydalanarak tırnaklarımı kestiler. neymiş, koltukları tırmıklıyomuşum. nankörler !

şimdi kaloriferin yanında oturmuş kurumaya çalışıyorum ama başım hala ıslak. başım ağrımaz inşallah. ağrırsa da tüm gece o kanepe senin bu kanepe benim koşmazsam melis demesinler bana !

idare edemem anne !

sevgili günlük,

bilmiyorum ne kadar geçti, ciğersiz kaldığımı söylemiştim sana. sonra kendimi kaybettiğim için net hatırlayamıyorum. canım deliler gibi ciğer çekiyordu ama annemin bana layık gördüğü kuru mamaydı inanabiliyo musun? lutfettiniz dedim içimden. ama kulağım nasıl titriyor var ya. sinirden hep bunlar, veteriner öyle dedi. yani bana demedi tabi, anneme derken duydum. bi veterinerin hastasının yüzüne böyle bişeyi söyleyebileceğini düşünmüyosun dimi?

neyse, nihayet evde pişmiş ciğer kokusu duyabildim. ev ahalisi bu kokudan nefret etse de benim için anlamı büyük. hem var ya, nefret ettikleri için daha da seviyorum bu kokuyu. inadına aşk gibi bişey anlayacağın. yalnız geçen gün annemle çok kötü bir diyalog yaşadım ve hala etkisinden kurtulabilmiş değilim. gözümü her kapattığımda, her uyuma denememde o anı tekrar tekrar yaşıyorum. bunun ne kadar sık olduğunu hesap edebilirsin. bünye meselesi bi yerde, kediyim dimi? günümün çoğu gözümü kapatmam ve uyuma denemelerimle geçiyor. beni yargılamayı düşünüyosan aklından bile geçirme !!

yeter bu kadar gevezelik, çok meşgul ediyosun beni. günlük dedik patimizi sürdük nasıl muamele görüyoruz ya. bak bak yine gözümün önünde geldi o içimi açıtan diyalog..

anne_ yeter artık melis daha fazla ciğer yiyemezsin bu gece kuru mama ile idare edeceksin !
melis_ idare edemem anne idare edemem anne !

nacienalamo

sevgili günlük,

hiç ciğerim kalmadı.
bu duruma daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum.
allah hiçbir kediyi ciğersizlikle imtihan etmesin.

merhaba günlük

bana bu kalbin kadar temiz sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim. sözlerime nerden başlayacağımı bilemediğim için hiç başlamamayı uygun gördüm umarım bana darılmazsın. ilk yazı şerefine çok sevdiğim bir şiiri armağan ediyorum.

hatıra hatıra dedin
başımın etini yedin
al sana hatıra
mır mır